Yürüttüğümüz Çalışmalar

YOKSULLUĞA KARŞI ÖNLEYİCİ DAYANIŞMA MODELİ: PSİKOSOSYAL DESTEK VE DÜZENLİ TAKİP

Derin Yoksulluk Ağı, kayıtlı hanelerin ihtiyaçlarını dijital veri tabanı üzerinden takip ederek düzenli ve dönemsel destekler sağlamaktadır. Hanelerin gelir durumu, çocuk sayısı, sağlık koşulları ve temel haklara erişim sorunlarını çok boyutlu yoksulluk endeksini dikkate alıp değerlendirilerek hanelere destekler sağlamaktadır. Ayrıca ev ziyaretleri ve telefon görüşmeleri ile haneleri düzenli takip etmektedir.

Temel İhtiyaç Desteği: Belli marketlerde geçerli olan dijital hediye çeki desteği ile hanelerin başta gıdaya erişmelerini sağlayacak destekler vermektedir. Bu dijital çekler aracılığıyla çocuklara yönelik beslenme destekleri, bebeklerin mama ve bez ihtiyaçları ve hanenin gıda ihtiyaçları karşılanmaktadır. Tek başına çocuklarına ebeveynlik yapan, evinde engelli birey veya özel gereksinimli çocuk bulunan hanelere farklı oranlarda dijital çekler verilmektedir. Derin yoksulluk içinde yaşayan çocuk ve yetişkinlere yönelik giyim için kullanacakları belli mağazalarda geçerli olan dijital hediye çeki desteği verilmektedir. Bayram, okul açılış dönemleri ve mevsim geçişleri dikkate alınarak bu destekler farklı tutarlarda verilmektedir.

Fatura Destekleri: Derin Yoksulluk Ağı ve ODI-BiKomşu iş birliğiyle Fatura Dayanışması projesi yapılmaktadır.  Bu dayanışma modeliyle, günlük ve güvencesiz işlerde çalışan (kağıt toplayıcılar, inşaat işçileri, gündelikçiler, tekstil işçileri vb.) birden fazla temel ihtiyacını karşılamakta zorlanan ailelerin ödenemeyen su, telefon, internet, elektrik ve doğalgaz faturalarını karşılanmaktadır.

Eğitim Destekleri: Çocukların eğitimden kopmasını önlemek amacıyla kırtasiye, burs, özel eğitim, beslenme desteği, kitap, oyuncak ve çalışma masası desteği gibi çalışmalar yürütülmektedir.  Eğitimden uzaklaşma riski taşıyan çocuklar saha çalışmalarında ayrıca takip edilmekte ve akran zorbalığına karşı ailelere psikolojik, yönlendirme ve mentörlük desteği verilmektedir.

Psikolojik Destekler: Derin yoksulluk içinde yaşayan hanelere yönelik psikolog ve süpervizör destekleri ile hanelere özellikle ebeveynlik becerilerini destekleyecek psikolojik danışmanlık ve sosyal destek yönlendirmeleri sağlamaktadır. Özellikle çocuklar, kadınlar ve kriz yaşayan bireylerin psikososyal ihtiyaçları için uzman yönlendirmeleri yapılmaktadır.

Ayni Bağışlar: Hijyen paketi, kırtasiye, mobilya, beyaz eşya, çocuk ürünleri, ilaç ve çeşitli ev eşyaları ayni destek kapsamında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır. Bağışlar saha ekibi tarafından toplanarak hanelerin ihtiyaç önceliğine göre dağıtılmaktadır.

Kamu Kurumu Yönlendirmeleri: Derin Yoksulluk Ağı, haneleri sosyal yardımlaşma vakıfları, belediyeler, sosyal hizmet merkezleri ve diğer kamu kurumlarına yönlendirmektedir. Hak temelli desteklere erişim konusunda rehberlik yapılmakta; kira, sağlık, eğitim ve sosyal yardım başvurularında destek verilmektedir. Destek modelleri hakkında bilgi verilmekte, başvuru süreçlerinde evrakları takip edilmekte ve sonrasındaki süreçleri izlenmektedir.


2026

YOKSULLUĞUN ENGELLERİ: ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE ENGELLİ BİREYLERİN BULUNDUĞU HANELERE YÖNELİK ÇOK BOYUTLU MÜDAHALE MODELİ

Türkiye’de derin yoksulluk son yıllarda özellikle çocuklar ve özel gereksinimli bireyler açısından yapısal ve çok boyutlu bir eşitsizlik alanına dönüşmüştür. Özel gereksinim, engellilik ve yoksulluk arasındaki ilişki doğrudan bağlantılıdır. Yoksulluk, yetersiz beslenme, sağlıksız barınma koşulları, sağlık hizmetlerine erişememe ve erken tanı süreçlerinin gecikmesi nedeniyle engellilik riskini artırabilmektedir.

Derin Yoksulluk Ağı’nın saha gözlemleri, bu hanelerde yoksulluğun yalnızca gelir eksikliği değil; sağlık, eğitim, barınma, ulaşım ve sosyal yaşama katılımı kapsayan çok katmanlı bir yoksunluk biçimi olduğunu ortaya koymaktadır. Aileler çoğunlukla günlük ve güvencesiz işlerde çalışmakta, bazı durumlarda ise çocuk veya engelli bireylerin bakım yükü nedeniyle iş gücüne katılamamaktadır. Bu durum özellikle kadınların üzerindeki bakım yükünü artırmakta ve hane gelirini daha da düşürmektedir. Temel ihtiyaçlar ile sağlık, özel eğitim ve bakım giderleri arasında zorunlu tercihler yapılmakta; bu da çocukların gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Proje kapsamında özel gereksinimli çocuklar, engelli bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerle yaşayan 35 hanede toplam 42 bireye yönelik biyo-psiko-sosyal bir destek modeli uygulanmaktadır. Bu model kapsamında aylık nakdi destek, gıda yardımı, temel ev eşyaları ve medikal ihtiyaçların karşılanması sağlanmaktadır. Ayrıca sağlık ve özel eğitim hizmetlerine erişimin artırılması için yönlendirme ve iş birlikleri (Türk Toraks Derneği, İstanbul Tabip Odası, Türkiye Psikiyatri Derneği ve İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı) ile destek mekanizmaları güçlendirilmektedir.

Projenin temel amacı yalnızca kısa vadeli ihtiyaçları karşılamak değildir; aynı zamanda derin yoksulluk içinde yaşayan hanelerin sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimini güçlendiren bütüncül bir müdahale modeli geliştirmektir. Bu model aracılığıyla çocukların gelişim hakkının desteklenmesi, bakım verenlerin yükünün hafifletilmesi ve yoksulluğun kuşaklar arası aktarımını azaltacak sosyal politika önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Elde edilen saha verileri doğrultusunda hazırlanacak raporun kamu kurumlarına sunulması ve hak temelli sosyal politikaların geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

BİR KUTU BAYRAM MUTLULUĞU PROJESİ

TÜİK 2024 verilerine göre maddi yetersizlik nedeniyle 15 yaş ve altı çocukların yeni giysilere sahip olmayan hane halkı oranı yüzde 9,2 ve Maddi yetersizlik nedeniyle düzgün iki çift ayakkabıya sahip olamayan 15 yaş altı çocukların oranı yüzde 9.4. Yani aileler çocuklarına ihtiyaç duyduklarında yeni kıyafet alamamaktadır; bu oran, düşük gelirli hanelerde daha da yükselmektedir. Derin Yoksulluk Ağı’nın Giysi Güvensizliği üzerine 2025 yılında hazırladığı raporda DYA’nın destek verdiği 90 hanede yaşayan 234 çocuğun durumu; 129’u maddi yetersizlik nedeniyle yeterli miktarda iç çamaşırına erişemiyor. 158’i pantolon, 148’i t-shirt, 192’si ise yine maddi nedenlerle spor ayakkabı/ayakkabı ihtiyacını gideremediğini belirtmiştir.

Güvencesiz işler olan tekstil işçisi, gündelik ev işlerine giden, seyyar satıcılık yapan, kağıt ve diğer geri dönüşüm ürünleri toplayan, çiçek satarak geçimini sürdüren veya evde bakım vermesi gereken bebeği, engelli çocuğu olan ve sosyal yardımlarla geçinen yalnız annelerin olduğu haneler desteklenecektir. DYA’nın uzun zamandır çalıştığı çok boyutlu olarak derin yoksulluk koşullarında yaşayan ve çocuğuna tek başına bakmak durumunda kalan 20 yalnız annenin 61 çocuğa yönelik bir çalışma planlanmıştır. DYA olarak bayramlarda, mevsim değişikliği olan dönemlerde ve okul açılış zamanlarında kıyafet, ayakkabı, iç çamaşırı ve mont gibi temel giysi ihtiyacına erişemeyen çocuklar için dernek olarak yılda 3 veya 4 kez dijital hediye çeki aracılığıyla giysi desteği sunulmaktadır. Bu proje ile de mevsim değişim dönemine denk gelen tek seferlik 20 hanedeki 61 çocuğa giysi desteği sunmaktadır. Giyim ihtiyacı temel bir haktır. Çocukların okula devam etmesini sağlar, akran zorbalığına uğramasını önler, soğuk havalarda hastalanmamasını sağlar, temiz iç çamaşırına erişim enfeksiyon risklerini önler. Bu sebeple temel bir hak olan giysiye erişmeleri sağlanmaktadır.


2025

ÇOK BOYUTLU YOKSULLUK PROGRAMLARI

YALNIZ ANNELERİ GÜÇLENDİRME PROGRAMI

Bu proje, yalnız annelerin yaşadığı çok katmanlı yoksulluğu görünür kılmak ve ihtiyaç duydukları kamusal destek mekanizmalarını tartışmaya açmak amacıyla geliştirilmiştir. Yalnız anneler hem ekonomik hem de sosyal açıdan derin zorluklarla mücadele etmektedir. Çocuklarının bakımını tek başına üstlenirken aynı zamanda hanenin geçimini sağlamak zorunda kalmaları, üzerlerindeki yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Özellikle küçük çocukları olan ya da hanede bakmakla yükümlü oldukları yaşlı, engelli çocuk veya yakınları bulunan kadınlar için bu ikili sorumluluk çok daha ağır ve sürdürülemez hale gelmektedir.

Bakım yükü ve toplumsal dışlanma riski nedeniyle işgücü piyasasına katılamadıkları durumlarda, hanelerdeki yoksulluk döngüsü daha da derinleşmektedir. Çalışabilmek için çocuklarını veya bakım verdikleri yakınlarını akraba ya da komşularına bırakmak zorunda kaldıklarında ise hem güvenlik riskleri hem de psikolojik sorunlar artmaktadır. Bakım ve geçim arasında sıkışan bu kadınlar çoğunlukla güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmakta; barınma, gıda, sağlık ve eğitim gibi temel haklara erişimde ciddi engellerle karşılaşmaktadır.

Proje, İstanbul’da derin yoksulluk içinde yaşayan 20 yalnız anneyi hedeflemekte; toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile çok boyutlu yoksulluk arasındaki kesişimselliği odağına alan bütüncül bir müdahale modeli uygulamaktadır. Bu kapsamda yalnızca ekonomik destek sağlamak değil, düzenli nakdi yardımın yanı sıra psikolojik destek, hukuki danışmanlık, çocuk bakım desteği, mesleki yönlendirme ve sağlık hizmetlerine erişim gibi bireyselleştirilmiş sosyal destek paketleri sunulmaktadır.

Kapsamlı bir izleme ve değerlendirme sistemiyle takip edilen projenin nihai hedefi, annelerin güçlenmesini sağlamak ve yoksulluk döngüsünü kırmanın ötesinde, bu pilot uygulamadan elde edilecek somut verilerle hak temelli ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir sosyal politika modeli geliştirmek ve bu modelin savunuculuğunu yapmaktır.

ÇOCUKLARA DEVREDİLEN YOKSULLUĞA KARŞI: EĞİTİM İÇİN PSİKOSOSYAL DESTEK PROGRAMI

Çocuklarda sosyal uyaran eksikliği, evde ders çalışabilecek ortamların ve materyallerin bulunmaması, iyi olma hali yetersizliği gibi faktörler çocukların eğitimine devam etmesini engellemektedir. 2025-2026 eğitim yılında DYA’nın uzun zamandır takip ettiği ailelerin eğitim hayatına geriden başlama riski olan ve eğitim hayatına devam etmekte zorlanan 3-15 yaş arası çocuklarına ve ailelerine yönelik bu model uygulanmaktadır. Ebeveynlerin ve çocukların “yerinde” ve “birebir” psikososyal destek programları kapsamında; okul ihtiyaçları için ayni destek, beslenme desteği, kıyafet, kitap, oyuncak, çevrimiçi eğitim programları için internet ve tablet, psikolojik destek, sosyal etkinlikler, mentorluk ve hanenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak destekler sağlanmaktadır.  37 hanedeki okula giden 80 çocuk ve ayrıca aynı hane içerisinde çocukların kardeşlerini de dolaylı olarak takip edilmektedir. Toplamda 112 çocuğun eğitim hayatını desteklemek için çalışmalar yürütülmektedir. Yarattığı etki ile örnek bir model ortaya koyarak STK ve kamu kurumlarına yaygınlaşması için savunuculuk faaliyetleri yapılmaktadır.


2024

DERİN YOKSULLUKLA MÜCADELEDE ULUSLARARASI DENEYİM PAYLAŞIMI

Açık Alan Derneği olarak, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği ile stratejik ortaklığımızın üçüncü yılında Derin Yoksullukla Mücadelede Uluslararası Deneyim Paylaşımı Projesi’ni yürüttük.

Proje kapsamında, yoksullukla mücadelede farklı ülkelerde geliştirilen politika ve uygulamaları yerinde incelemek, kurumlar arası bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla Mayıs 2024’te Varşova, Berlin ve Brüksel’e çalışma ziyaretleri gerçekleştirdik. Görüşmelerde gıdaya erişim, okul yemeği programları, erken çocukluk hizmetleri, evsizlikle mücadele, sosyal hizmetler ve yoksulluk deneyimi yaşayan bireylerin karar süreçlerine doğrudan katılımı gibi konuları ele aldık.

Varşova: Varşova’daki görüşmelerde gıda israfının önlenmesi, çocukların gıdaya erişimi, okul yemeği programları, yerel yönetimlerin rolü ve ayrımcılığa maruz kalan topluluklara yönelik çalışmalar ele alındı. Polonya Gıda Bankaları Federasyonu ile süpermarket bağışları, yerel pazarlardan toplanan ürünler, AB destekli programlar ve gıda bağışına ilişkin yasal düzenlemeler değerlendirildi. Mazovia Eyaleti Uluslararası İş birliği Departmanı ile okul yemeği programlarında yerel yönetimler ve sivil toplumun rolü; çocukların yemek tercihleri, atölyeler ve diyetisyenlerin ailelerle iletişimi gibi uygulamalar ele alındı. Izabelin Belediyesi, Polska Akcja Humanitarna, Çocuk Gelişimi Vakfı ve Diyaloğa Doğru Vakfı ile sosyal destek hizmetleri, erken çocukluk çalışmaları, okul temelli programlar ve topluluk temelli savunuculuk üzerine bilgi alışverişinde bulunuldu.

Berlin: Berlin’de gıdaya erişim, evsizlik ve sosyal hizmetlere erişimdeki bürokratik engeller üzerine çalışan kuruluşlar ziyaret edildi. Berliner Tafel e.V. ile bağışlanan gıdaların toplanması ve dağıtımına dayanan yapı ile kurumlar arası iş birliği incelendi. KLIK e.V. ile evsizlik yaşayan bireylerin temel haklara ve sosyal hizmetlere erişimde karşılaştıkları engeller ve sunulan danışmanlık hizmetleri ele alındı.

Brüksel: Brüksel’de görüşmeler, yoksulluk deneyimi yaşayan bireylerin karar süreçlerine doğrudan katılımı üzerine odaklandı. Flaman Yoksullukla Mücadele Ağı ile deneyimlerin katılımcı yöntemlerle paylaşılması ve “deneyim uzmanlığı” modeli incelendi. Le Forum ile bireylerin kendi hikâyelerini doğrudan anlatmalarını sağlayan yöntemler ve genç evsizliği alanındaki çalışmalar ele alındı. HIVA – KU Leuven ile akademik bilginin sosyal politikalara katkısı değerlendirildi.

Üçüncü Yoksullukla Mücadele Konferansı

Uluslararası çalışma ziyaretlerinden edindiğimiz bilgi ve deneyimleri, 17 Ekim 2024’te İstanbul Planlama Ajansı Florya Kampüsü’nde düzenlediğimiz Üçüncü Yoksullukla Mücadele Konferansı’na taşıdık.

İlk kez uluslararası katılımla gerçekleştirilen konferansın başlığı “Yoksulların Öznelliği: Yeni Yaklaşımlar ve Stratejiler” oldu. Konferansta, yoksulluk koşullarında yaşayan bireylerin yalnızca sosyal politika ve destek hizmetlerinin hedef kitlesi olarak değil, kendi deneyimleri ve bilgileriyle yoksullukla mücadele çalışmalarına katkı sunan özneler olarak kabul edilmeleri tartışıldı.

Türkiye’den ve farklı ülkelerden sivil toplum temsilcileri, araştırmacılar ve uygulayıcıların katıldığı konferansta deneyim uzmanlığı, katılımcı yöntemler, gıdaya erişim, evsizlik ve hak temelli sosyal politikalar üzerine geliştirilen yaklaşımlar paylaşıldı. Konferansta sunulan çalışmaların bildiri özetlerini Ocak 2025’te yayımladığımız Üçüncü Yoksullukla Mücadele Konferansı Bildiri Özetleri Kitabı’nda bir araya getirdik.

Proje aracılığıyla uluslararası deneyimlerin Türkiye’deki yoksullukla mücadele çalışmalarına aktarılmasını, kurumlar arası iş birliklerinin güçlendirilmesini ve yoksulluk deneyimi yaşayanların bilgi üretimi ile karar süreçlerine doğrudan katılımını esas alan yaklaşımların yaygınlaştırılmasını amaçladık.

AYRIMCILIĞA MARUZ KALAN YOKSUL VE KIRILGAN BİREYLERİ GÜÇLENDİRME PROJESİ

Derin yoksulluk koşullarında yaşayan ve ayrımcılığa maruz kalanların haklarını etkin biçimde savunabilmelerini desteklemek, hukuki destek ve danışmanlık mekanizmalarına erişimlerini artırmak ve ayrımcılıkla mücadelede yerel iş birliğini güçlendirmek amacıyla Ayrımcılığa Maruz Kalan Yoksul ve Kırılgan Bireyleri Güçlendirme Projesi’ni yürüttük.

Ekim 2023’te başlayan ve 2024 sonbaharında tamamlanan proje; Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Eşitlik İzleme Merkezi, Netherlands Helsinki Committee ve İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Derin Yoksulluk Alt Grubu ortaklığıyla hayata geçirildi. Proje, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından finanse edilen Ayrımcılığa Karşı Birlikte Projesi kapsamında desteklendi.

Proje kapsamında Şişli ve Çekmeköy’de, gönüllü avukatların kolaylaştırıcılığında toplam altı farkındalık atölyesi düzenlendi. Toplam 51 kişinin katıldığı atölyelerde gündelik yaşamda karşılaşılan ayrımcılık ve hak ihlallerini, vaka örnekleri ve çözüm yolları üzerinden ele aldık. Katılımcılarla temel hukuki kavramlar, ilgili mevzuat, başvuru yapılabilecek kamu kurumları, adli yardım merkezleri ve ücretsiz hukuki destek mekanizmaları hakkında bilgi paylaştık.

Atölyelerin katılımcıların ayrımcılık konusundaki bilgi ve farkındalıkları üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla atölye öncesinde ve sonrasında anket çalışmaları gerçekleştirdik. Çalışma kapsamında ayrıca, derin yoksulluk koşullarında yaşayan bireylerin gündelik hayatın farklı alanlarında karşılaştıkları ayrımcılık biçimlerine ve hak arama süreçlerinde yaşadıkları güçlüklere ilişkin verileri topladık.

Proje kapsamında hazırlanan yayınlar

Ayrımcılıkla Mücadele Hukuk 101 ve İletişim Rehberi, sivil toplum kuruluşlarının ayrımcılıkla mücadelede hukuki süreçlere daha etkin biçimde katılmalarını desteklemek amacıyla hazırlandı. Rehberde ayrımcılığın tanımı ve türleri, ulusal ve uluslararası hukuki çerçeveler, ayrımcılığın belirlenmesi ve belgelenmesi, ilk hukuki müdahale yöntemleri, yetkili mekanizmalara başvuru süreçleri, hukuki destek, iletişim ve savunuculuk çalışmaları ele alındı.

Saha Çalışması Raporu’nda ise atölyelerde kullanılan vaka örnekleri ve hukuki kavramların yanı sıra ön test ve son test çalışmalarının sonuçlarına yer verildi. Rapor, katılımcıların farkındalık düzeylerindeki değişimi ortaya koyarken, derin yoksulluk koşullarında yaşayan bireylerin karşılaştıkları ayrımcılık biçimlerine ilişkin somut örnekler ve saha verileri de sunmaktadır.

Proje aracılığıyla ayrımcılığa maruz kalan bireylerin hak arama mekanizmaları hakkında bilgi sahibi olmaları, hukuki destek hizmetlerine erişimlerinin güçlenmesi ve sivil toplum kuruluşlarının ayrımcılıkla mücadelede daha etkin aktörler hâline gelmeleri amaçlandı.

İSTANBUL’DA AFET YOKSULLUĞUNUN VERİLEŞTİRİLMESİ VE VERİLERİN PAYLAŞIMI

Derin Yoksulluk Ağı olarak, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda, European Bank for Reconstruction and Development ve Türkiye Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirilen Dijital Dönüşüm Fonu desteğiyle “İstanbul’da Afet Yoksulluğunun Verileştirilmesi ve Verilerin Paylaşımı Projesi”ni Şubat 2024–Şubat 2025 tarihleri arasında yürüttük.

Proje kapsamında bir yandan kurumsal dijital altyapımızı güçlendirirken diğer yandan yoksulluğun afetlerle bağlantılı bir boyutu olarak afet yoksulluğuna ilişkin veri üretme, toplama ve paylaşma çalışmalarına başladık.

Dijital altyapının güçlendirilmesi

Proje süresince destek ve dayanışma çalışmalarımızın daha düzenli, erişilebilir ve izlenebilir biçimde yürütülebilmesi amacıyla yeni dijital araçlar geliştirdik. E-kart ve dijital kampanya uygulamalarını hayata geçirdik; internet sitemizin yapısını ve içeriklerini yeniden düzenledik.

Bu çalışmalarla kurumun destek süreçlerinde kullandığı dijital sistemleri geliştirmeyi, kampanyalara katılımı kolaylaştırmayı ve saha çalışmalarından elde edilen bilgilerin daha düzenli biçimde kayıt altına alınmasını sağlamayı amaçladık.

Afet yoksulluğuna ilişkin veri üretimi

Afetlerin etkileri yalnızca fiziksel yıkım ve maddi kayıplarla sınırlı değildir. Yerinden edilme, gelir kaybı, barınma sorunları, sosyal destek ağlarının zayıflaması, ayrımcılık ve psikolojik etkiler, afet sonrasında yoksulluğun farklı biçimlerde derinleşmesine neden olabilmektedir.

Bu doğrultuda proje kapsamında, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşadıkları şehirleri terk ederek İstanbul’a yerleşmek zorunda kalan kişilerin deneyimlerine odaklanan bir araştırma yürüttük. Araştırmada, afet sonrasında başka bir şehirde yaşam kurmaya çalışan depremzedelerin ihtiyaçlarını, karşılaştıkları güçlükleri ve başa çıkma yöntemlerini görünür kılmayı amaçladık.

Deprem, Göç ve Yoksulluk Raporu

Proje kapsamında “Deprem, Göç ve Yoksulluk: İstanbul’a Yerleşen Depremzedelerin Durum ve İhtiyaçları” başlıklı raporu yayımladık. Raporda, İstanbul’a yerleşen 11 depremzede ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelere dayanarak hazırlandı. Katılımcıların afet sırasında ve sonrasında yaşadıkları kayıplar, göç ve yerleşme süreçleri, ekonomik güçlükleri, barınma koşulları, sosyal ilişkileri, ayrımcılık deneyimleri ve psikososyal ihtiyaçları ele aldık.

Araştırmada özellikle kadınların, çocukların ve engelli bireylerin afet sonrasında karşılaştıkları farklılaşan güçlüklere dikkat çektik. Bakım sorumlulukları, eğitime ve sağlık hizmetlerine erişim, uygun barınma koşullarının bulunamaması ve destek mekanizmalarına ulaşmada yaşanan sorunları görüşmelerden hareketle değerlendirdik. Katılımcıları, afetin farklı toplumsal ve ekonomik koşullarda yaşayan kişiler üzerindeki etkilerini anlayabilmek amacıyla amaçlı örnekleme yöntemiyle belirledik. Görüşmelerden elde edilen nitel verileri tematik analiz yöntemiyle inceledik; katılımcıların anlatılarında öne çıkan ortak sorunları, ihtiyaçları ve deneyimleri belirleyerek ilgili literatürle birlikte değerlendirdik.

Rapor aracılığıyla, deprem sonrasında İstanbul’a yerleşen kişilerin yalnızca acil dönem ihtiyaçlarına değil, uzun vadeli barınma, geçim, sağlık, eğitim, sosyal uyum ve psikososyal destek ihtiyaçlarına da dikkat çektik. Afet sonrası müdahale ve iyileşme politikalarının, yerinden edilen kişilerin farklılaşan yaşam koşullarını gözeten hak temelli ve uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyduk. Proje aracılığıyla afetlerin yoksulluğu nasıl derinleştirdiğine ilişkin veri üretme kapasitemizi geliştirmeyi, yerinden edilen depremzedelerin deneyimlerini görünür kılmayı ve elde edilen bilgilerin kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşılmasına katkı sunmayı amaçladık.


2023

EKONOMİK KRİZ VE 6 ŞUBAT DEPREMİ SONRASINDA AFET VE YOKSULLUKLA MÜCADELE POLİTİKALARI İÇİN ÖNERİLER

Açık Alan Derneği olarak, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle 2023 yılında Ekonomik Kriz ve 6 Şubat Depremi Sonrasında Afet ve Yoksullukla Mücadele Politikaları için Öneriler Projesi’ni yürüttük.

Ekonomik kriz ve COVID-19 pandemisinin etkileriyle derinleşen yoksulluk, 6 Şubat depremlerinin ardından barınma, beslenme, sağlık, eğitim, enerji ve ulaşıma erişim gibi birçok alanda daha geniş kesimleri etkileyen bir hak sorununa dönüştü. Bu dönemde afet ve yoksullukla mücadele politikalarının yalnızca acil yardım ve bireysel desteklerle sınırlandırılmaması; afet öncesi hazırlığı, temel hizmetlere erişimi ve uzun vadeli iyileşmeyi kapsayan hak temelli ve çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunduk.

Proje kapsamında, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27. ve 28. dönemlerinde sunulan afet ve yoksullukla ilişkili hak temelli kanun tekliflerini incelediğimiz bir meclis izleme çalışması gerçekleştirdik. Derin Yoksulluk Ağı gönüllülerinin katkısıyla yürütülen taramada, tekliflerin hangi hak alanlarına ve hangi gruplara yöneldiğini analiz ederek ortaya çıkan eğilimleri grafiklerle görünür hâle getirdik.

Çalışma sonucunda kanun tekliflerinin önemli bir bölümünün, toplumsal hizmetleri ve yapısal sorunları ele almak yerine belirli kişilere veya gruplara yönelik tekil düzenlemelerle sınırlı kaldığını gözlemledik. Yalnızca kriz sonrasındaki acil ihtiyaçlara ve kısa süreli desteklere odaklanan politikaların, afetlerin yoksulluğu derinleştiren etkileriyle mücadelede yetersiz kaldığına dikkat çektik.

Bu doğrultuda milletvekillerine üç temel politika önerisi sunduk. Tam zamanlı istihdama katılamayan kişilerin sosyal politikaların dışında bırakılmaması; bakım sorumlulukları, engellilik, hastalık, yaş veya güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle düzenli istihdama erişemeyen kişilerin ekonomik ve sosyal haklarının korunması gerektiğini vurguladık. Afet politikalarının yalnızca afet sonrasındaki acil ihtiyaçlara yanıt vermekle sınırlı kalmayarak afet öncesi hazırlık, risk azaltma ve uzun vadeli iyileşme süreçlerini kapsamasını önerdik. Yoksulluk ve afetle mücadelede bireysel yardım mekanizmaları yerine barınma, istihdam, ulaşım, enerji, eğitim ve beslenme gibi kamusal hizmetleri güçlendiren bütünlüklü politikaların geliştirilmesi çağrısında bulunduk.

Meclis izleme çalışması sırasında hak temelli kanun tekliflerinin çoğunlukla milletvekilleri tarafından birbirinden bağımsız biçimde hazırlandığını da gördük. Farklı siyasi partilerden milletvekilleriyle gerçekleştirdiğimiz lobi görüşmelerinde ortak kanun tekliflerinin hazırlanmasını, parlamenterler ile sivil toplum kuruluşları arasında düzenli işbirliği mekanizmalarının kurulmasını ve TBMM’nin 28. Dönemi’nde hak temelli sosyal politikaların güçlendirilmesini ele aldık.

6 Şubat depremlerinin ardından sunulan tekliflerin büyük ölçüde bireysel desteklere odaklanması üzerine, 2023 genel seçimleri öncesinde “Derin Yoksullukla Mücadele Edecek Vekiller Arıyoruz” başlıklı bir sosyal medya kampanyası yürüttük. Milletvekili adaylarını barınma, beslenme, eğitim, sağlık, enerji ve sosyal güvenlik gibi farklı hak alanlarında uzun vadeli ve çok boyutlu politikalar geliştirmeye davet ettik ve farklı siyasi partilerden adayların desteğini aldık.

Proje kapsamında yayımladığımız Afet ve Yoksullukla Mücadele Politikaları için Öneriler Raporu’nda, meclis izleme çalışmasının bulgularını, lobi görüşmelerinden elde edilen deneyimleri ve afetle mücadelede örnek alınabilecek politika modellerini bir araya getirdik. Proje aracılığıyla afetlerin yoksulluğu nasıl derinleştirdiğini görünür kılmayı, yasama çalışmalarını hak temelli bir yaklaşımla izlemeyi ve sivil toplum ile politika yapıcılar arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçladık.


2021

HİKAYENİN YOK HALİ

Derin Yoksulluk Ağı’nın kuruluşunun ilk yılında yürütülen “Pandemi Döneminde Derin Yoksulluk ve Haklara Erişim Araştırması” ile yoksulluk koşullarında yaşayan kişilerin pandemi süresince temel haklara erişimini inceledik. Araştırmanın yanı sıra bir buçuk yıl boyunca sürdürülen düzenli destek ve güçlendirme çalışmaları, yoksulluk deneyimlerinin yalnızca sayısal verilere indirgenmeden aktarılabileceği farklı anlatım biçimlerine duyulan ihtiyacı ortaya koydu.

“Hikâyenin Yok Hali”, yoksulluğu doğrudan deneyimleyen kişilerin kendi sözlerinin ve anlatılarının görünür olmasını amaçladı. Kitabın ilk bölümünde Derin Yoksulluk Ağı’nın çalışmalarına katılan on dört kişinin hikâyesine yer verdik. Katılımcılar tarafından anlatılan deneyimleri hikayeleştirdik. Metinler yayımlanmadan önce hikâyelerin sahipleri tarafından okundu ve onların görüşleri doğrultusunda son hâline getirildi. Katılımcıların tercihine bağlı olarak bazı anlatılarda gerçek isimler kullanılırken bazılarında kimlik bilgileri gizli tutuldu.Hikâyelerin sonunda, anlatılan deneyimlerin ilişkili olduğu mevzuata, araştırma verilerine ve güncel bilgilere yer verdik. Böylece kişisel anlatılar, yoksulluğa yol açan yapısal koşullar ve hak ihlalleriyle birlikte ele alındı.Kitabın ikinci bölümünün ilk hikâyesi, uzun yıllardır yoksulluk alanında çalışan gazeteci ve aktivist Hacer Foggo tarafından kaleme alındı. Derin Yoksulluk Ağı’nın mahalle ziyaretleri, telefon görüşmeleri ve destek çalışmaları sırasında karşılaştığı gündelik insan hakları hikâyeleri de bu bölümde bir günce biçiminde derledik.

“Hikâyenin Yok Hali” ile yoksulluğun bir insan hakları meselesi olarak görülmesine ve yoksulluk deneyimlerinin, bu deneyimlerin sahiplerinin sözleriyle tartışılmasına katkı sunmayı amaçladık.


2020

PANDEMİ DÖNEMİNDE DERİN YOKSULLUK VE HAKLARA ERİŞİM ARAŞTIRMASI/ YEREL YÖNETİMLERE KRİZ DÖNEMİ SOSYAL DESTEK PROGRAMLARI İÇİN ÖNERİLER

Covid-19 salgını ve kapanma önlemleri, güvencesiz ve düşük gelirli haneleri derin biçimde etkilerken Derin Yoksulluk Ağı, #EvindenDeğiştir kampanyasıyla İstanbul’da 2.000’den fazla haneye temel gıda ve bakım desteği sağladı. Destek çalışmaları sırasında, sosyal yardım başvurusunda bulunan birçok hanenin pandemi nedeniyle gerçekleştirilemeyen sosyal incelemeler, uzayan değerlendirme süreçleri veya sağlanan desteğin yetersizliği nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı gözlemlendi. Tek odalı evlerde kalabalık haneler hâlinde yaşayanların, geçimini günlük işlerden sağlayanların, evinde düzenli suyu bulunmayanların veya uzaktan eğitime katılmak için gerekli internet ve teknolojik araçlara erişemeyenlerin koşulları, salgın politikalarında yeterince dikkate alınmadı.

Bu ihtiyaçtan hareketle, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliğinin desteğiyle Pandemi Döneminde Derin Yoksulluk ve Haklara Erişim Araştırması yürütüldü. Çalışmada, pandemi süresince derin yoksulluk yaşayan kişilerin ekonomik, sosyal ve kültürel haklara erişimini incelemeyi ve benzer kriz dönemlerinde uygulanabilecek sosyal destek programları için yerel yönetimlere öneriler geliştirmeyi amaçladık.

Araştırma kapsamında başta Ataşehir, Beyoğlu, Çekmeköy, Fatih, Şişli ve Ümraniye olmak üzere İstanbul’un on iki ilçesinde yaşayan toplam 103 kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdik. Görüşmelerde katılımcıların demografik bilgilerinin yanı sıra pandemi öncesinde ve pandemi sırasında eğitim, sağlık, beslenme, bakım, çalışma hayatı, güvenlik ve sosyal yaşama katılım gibi haklara ne ölçüde erişebildiklerini ele aldık. Katılımcıların karşılaştıkları güçlükler, çözüm önerileri ve sosyal politikalardan beklentileri de araştırmanın temel başlıkları arasında yer aldı.

Saha görüşmelerini Temmuz–Eylül 2020 döneminde gerçekleştirdik; toplanan nitel ve nicel verilerin analizini Ekim 2020’de tamamladık. Derinlemesine görüşmeleri tema analizi yöntemiyle inceledik. Raporda katılımcıların yaşadıkları ilçeler doğru biçimde belirtilirken, kişisel bilgilerin korunması amacıyla anlatılarda takma isimler kullandık.

Araştırmanın sonucunda, kriz dönemlerinde sosyal desteklerin gecikmeden ve hak temelli biçimde sunulması; başvuru ve sosyal inceleme süreçlerinin erişilebilir hâle getirilmesi; gıda, barınma, sağlık, eğitim ve bakım gibi temel haklara erişimin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyduk. Çalışmada bu doğrultuda yerel yönetimlere yönelik sosyal politika ve kriz dönemi destek programı önerileri geliştirdik.


2016

ÇOCUKLARA DEVREDİLEN YOKSULLUĞU ÖNLEYİCİ MODELİMİZ: ÇİMENEV BİLİM VE SANAT MERKEZİ

Çocukların bulundukları sosyal ortamlarda (okul, mahalle, vb.) sosyo ekonomik nedenlerden dolayı yaşadıkları ayrımcılığın sonucu zarar görmüş özgüvenlerini sanat ve bilim yoluyla desteklemek ve okul devamsızlığını/ terkini önlemek amacıyla kurulan Çimenev Ocak 2016- Ocak 2021 ayına çalışmalarını sürdürmüştür. Çimenev Modeli’nin her kesimden genç, kadın, çocuk ve bu alanlarda çalışan sivil toplum örgütlerini içeren bir hedef kitlesini kapsamaktadır.  Çimenev için en önemli şey “çocukların özgüvenlerinde artış sağlamak ve ailelerin direnç kazanmasını sağlamak” tır. Kurulduğu günden itibaren; 150 çocuk, 64 kadın, 25 genç, 108 aile ve 320 gönüllü ile çalışmalarını yürütmüştür.  Aileler için yapılan en iyi destek; dernek, belediye veya sivil alanda çalışan kişilerin desteği olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek direnci kazanmalarının sağlanmasıdır. Örneğin; okula kayıt için aidat ücretinin alınması konusunda, ailelere eğitimin ücretsiz olduğu mevzuatı anlatmak ve okulla görüşüp bu konuda kendi haklarını savunmalarını sağlamak yapılan faaliyetlerdendir. Çocukların ise en çok ihtiyaç duyduğu şey ‘’güvenli bir yerin var olduğunu ve oraya ulaşabildiğini bilmesidir.” Çocukların şiddetten uzak bir ortamda, duygularının dışavurumu ve ifade edebilmeleri oldukça önemlidir.

ÇİMENEVDE ÇOCUK PROGRAMLARI: Okul sonrası aktiviteler ile çocuk destek programları oluşturulmaktadır. Akademik gelişimlerini destekleme programları (çarpım tablosu öğrenme, kitap okuma), bilim (teknoloji, felsefe, satranç), sanat (müzik, el sanatları, drama, ebru, çizgi film, diksiyon), serbest zaman (oyun oynama), dans, yoga ve bahçe etkinlikleri olmak üzere hafta içi her gün üçer saatlik programlar düzenlenmiş ve yaz okulları yapılmıştır.

ÇİMENEVDE KADIN PROGRAMLARI: Çimenev’e kayıtlı öğrencilerin annelerine ve mahallede yaşayan kadınlara yönelik hazırlanan kadın programlarının hedefi, kadınların bilişsel düzeylerini ve ebeveynlik becerilerini güçlendirmektir. Kadın programlarının içeriği dönemsel olarak, kadınlardan gelen ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda oluşturulmaktadır. Bugüne değin yapılan atölyeler, okur yazarlık becerilerini geliştirme, kadınlar için teknoloji, psikolojik destek grubu çay saati, temel dikiş, el sanatları, TAP Vakfı ile Kadın Sağlığı Eğitimi ve AÇEV ile Hayat Dolu Buluşmalar programlarıdır. Atölyelerin etkinliğini artırmak amacıyla bir yetişkin kütüphanesi kurulmuştur. 

EK ÇALIŞMALAR: Ev ziyaretleri ile Çimenev modeli, çocukların yaşadıkları ortamları gözlemlemiş, aile ilişkileri, durumunu değerlendirmek için dönemsel olarak veli ev ziyaretleri yapmıştır. Ailelerin ihtiyaçları tespit edilip, belediyeye raporlar iletilmiştir. Okul ziyaretleri ile Çimenev modeli, çocukların okul hayatı, öğretmen ve okul yönetimi ile ilişkileri değerlendirmek için dönemsel olarak okul ile görüşmeler yapmıştır. Toplanılan veriler, Çimenev’in gönüllü çocuk pedagogları ve psikologları ile değerlendirilip, çocukların bireysel takip ve programlarında bu durumlar göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca gönüllülük çalışmalar kapsamında çocukların faaliyetlerinden ve atölyelerinden sorumlu olan üniversite, kamu kurumu ve özel sektör gönüllüsü olan Çimenev’in gönüllülerini desteklemek ve güçlendirmek için eğitimler ve süpervizyonlar yapılmıştır.